44.ölüm yıldönümünde ÂŞIK VEYSEL

44.ölüm yıldönümünde ÂŞIK VEYSEL

23.03.2017

Âşık Veysel kaynağı, kültürü, ilim ve irfanı, halka dayalı bir bilgindi. Okulu, enstitüsü, üniversitesi olmayan bu bilgin Türk halkının yarattığı yeniliklerin, Türk devriminin bilincine ermiş bununla yoğrulmuş gerçekçi bir Kemalistti. Okulu da sazı da, sözü de halkın dehasıydı, öğrendiği, duyduğu, gördüğü, görmediği hep halktandı. Uç ay yayan yürüyerek katıldığı Cumhuriyetin 10. yıl dönümü törenleri onun […]

Âşık Veysel kaynağı, kültürü, ilim ve irfanı, halka dayalı bir bilgindi.
Okulu, enstitüsü, üniversitesi olmayan bu bilgin Türk halkının yarattığı yeniliklerin, Türk devriminin bilincine ermiş bununla yoğrulmuş gerçekçi bir Kemalistti.
Okulu da sazı da, sözü de halkın dehasıydı, öğrendiği, duyduğu, gördüğü, görmediği hep halktandı. Uç ay yayan yürüyerek katıldığı Cumhuriyetin 10. yıl dönümü törenleri onun yaşamında büyük bir devrim yapmıştı. Kendini Türk devriminin yaratıcısı Atatürk ve diğer ileri gelenleri yakından tanıma olanağını bulmuşlardı.
Ahmet Kutsi Tecer (1901-1967) gibi bir halkbilgisi uzmanı, eğer Sivas Lisesi’ne edebiyat öğretmeni olmasaydı, belki de ozan Veysel’in Türk halkınca daha yakından tanınması daha bir gecikecekti. Geciktikçe de bu denli verimli olamayacaktı. Tanınmayacaktı. Hayatta doğru yolu gösteren tek kılavuz bilimdir. ilkesi üzerine devrimini yükselten Atatürk’ün halk edebiyatındaki büyük sesi Veysel’di. Köy Enstitülerinden Halkevlerine, lâiklik ilkesinin halka ulanmasına, birlik-beraberlik duygusuna, insanın yaratıcılığına dek birçok konuda Veysel, devrim, Atatürk, halk bilincinin yoğurduğu bir ozan olmuştur.
İslâm düşüncesinde bilimsel ilkeleri içeren, insanı üstün kılan düşünce tasavvuftur. Halk ozanlarının gizemci düşünceye sarılmalarının başlarına ne belâlar açtığını bilen Veysel, Pir Sultan’ca, Nesimi’ce olmasa da, onlara yakın bir anlamda insanı yüceleştir ilk şiirlerinde:
Bu âlemi gören sensin
Yok gözünde perde senin
Haksıza yol veren sensin
Yok mu suçun bunda senin
Kâinatı sen yarattın
Her şeyi yoktan varettin
Beni çıplak dışarı attın
Cömertliğin nerde senin
(Dostlar Beni Hatırlasın, 25)
Allah’ın varlığı mevcut insanda
İlim, akıl sermaye sende
Çalıştır gemiyi otur dümende
Uyan bu gafletten uyuma yurttaş (AGY., 191) İnsanı böylesine yücelten ve yaratıcı düşüncenin kaynağı sayan, hatta onu yapan, kuran tek varlık olarak gören halk ozanı Veysel, halktaki kör inançları da kınamaktadır:
Bırak sarı öküzü varsın yayılsın
Set çekme gözlere herkes ayılsın
Her köşeye bir fabrika koyulsun
Uyan bu gafletten uyuma yurttaş
Dünyanın sarı öküzün boynuzu üzerinde durduğuna dair boş inançların olduğu dönemlerde Veysel, bunu koparıp atıyor. Hem de okul yüzü görmeden. Hemen söyleyelim ki okul yüzü görmeden bunları bildiği için Veysel bilgelerden daha da bilgedir.
Göklere fırlıyor bu kadar füze
Bu işler bir ibret değil mi bize
İstiyor aydaki sırlan çöze
Uyan bu gafletten uyuma yurttaş
Diyorlar ki dünya evvel su imiş,
Oku anla dünya nedene imiş?
Yükselenler bilgi ile büyümüş uyan bu gafletten uyuma yurttaş (AGY., 190)
“Göklere füzelerin fırlaması”, “dünyanın evvel su olması”, “aydaki sırları çözmek” artık çağımızda imge olan olaylar değildir. Ozan Veysel, ay’a giderek kimi sırların çözülmesine tanık olduğumuz günlerden daha önceleri bunlara inanmıştır.
Kara düşüncelerin at oynattığı 1950’lerde Âşık Veysel
“Bu nasıl kavgalar çirkin dövüşler”, dedikten sonra :
Herkes ilim deryasında yüzüyor
Çıkmış ayın çevresinde geziyor
Yazık bize yollarımız uzuyor
Hepimiz bu yurdun evlâtlarıyız,
İlim kültür deryasına dalalım
Çevremize bakıp ibret alalım
Kendi yaramıza derman bulalım
Hepimiz buyurdun evlâtlarıyız
Kitaplar yazılmış nasihat dolu
Birlikte güçlenir gençliğin kolu
Gençliğe emanet Atatürk yolu
Hepimiz bu yurdun evlâtlarıyız
(AGY. 185-186)
Veysel, bizim gerçekten de ulusal bir ozanımızdır. Ulusal değerlerin başında gelen Türklük bilinci Veysel’in şiirlerinde gerçek anlamıyla işlenmiştir. Ulusallık sürecinin gerçek kişisi Atatürk ve Atatürkçülük kavramları da şiirlerinde yerini bulur. Atatürk, Veysel için bir yöntemdir. Tarihsel bir olgudur. Birçok bilimsel olayları duyularıyla kavrayan ozan, gerçek Atatürk olgusunu, Atatürk devrimini de birçok bilim adamından daha iyi kavramıştır. «Ağlayalım Atatürk’e» başlıklı şiiri, halk edebiyatımızın lirik, coşkulu ve gerçekçi örneklerinden biridir, içten, özden bir şiirdir:
… Atatürk’ün eserleri
Söylenecek bundan geri bütün dünyanın her yeri Ah çekti vatan ağladı.
Fabrikalar icadetti Atalığın ispat etti
Varlığın Türk’e terketti
Döndü çark devran ağladı.
Siz sağolun Türk gençleri Çalışanlar kalmaz geri. Mareşalin askerleri Ordular teğmen ağladı İskenderi zülkarneyn. Çalışmadı buncalayın Her millet Atatürk deyin Cemiyeti Akvam ağladı… (AGY., 198-199)
Bu dizelerde kuru bir ağıt, kuru bir Atatürk sevgisi değil, coşkulu ve gerçekçi bir Atatürk vardır iş ahlâkından, fabrikalar kurmaya, barışçılığa dek Atatürkçü özde bulunan yönler ele alınmıştır. Üstelik ozan Cemiyeti “Akvam” denilen ve Birleşmiş Milletlerin çekirdeği olan kurumdan da söz etmiştir. Şeyh Sait isyanı nedeniyle (1925) yazdığı şu şiirde de bu tarihi olayı, ilençler:
“Atatürk’tür Türkiye’nin ihyası kurtardı vatanı düşmanımızdan. Canını bu yolda eyledi feda Biz dahi geçelim öz canımızdan” dedikten ve şiirin ana temasını kurduktan sonra:
Şeriatı düşündüler şerciler
Bir takım millete fesat verdiler.
Her biri bir yerde hep geberdiler
Onlar kurtulamadı toplarımızdan…
Çağırdım Şeyh Sait sağır mı diye
Başında sarığı değirmi diye
Tarttıları şeyhleri ağır mı diye
Haberin doğrulttu urganımızdan
/AGY., 192-193/
Bununla kalmayan ozan aynı şiirde bu kez 1930’da meydana gelen gerici ayaklanma Menemen Olayı’na sözü getirir:
Menemen meselesi geldi meydana
Orda birkaçları uydu şeytana
Mehdi diye kendi kendin urgana
Taktı kurtulamadı darlarımızdan
(S. 194)
“Gel Birlik Kavline Girelim, Kardaş” şiirinde birlik’i üzüm salkımına benzeterek sözü gene Atatürk’e getirmiştir. Çünkü Anadolu halkının gerçek birliği, dirliği, lâiklik devrimiyle, Atatürk’ün yapıtı olmuştur. Atatürk, lâiklik ile yüzyıllardır süren kargaşaya, ayrılık, gayrılığa son vererek ulusal bilinç etrafında köklü bir yapı oluşturmuştur
Yürüyelim Atatürk’ün izine
Boş verelim bozguncular sözüne Göz atalım şu dünyanın hızına
Yürüyüp hedefe varalım, kardaş (AGY., 63)
“Kızılırmak II”de ise Anadolu’nun yüzyıllar boyu yoksun kaldığı sanayi devriminden söz eder gibidir:
Parça parça etsem seni
Fabrikaya tutsam seni Deniz olsam yutsam seni Kızılırmak seni seni (155, AGY.)
Köy Muhtarı Mehmet Özbek’le kasabaya giderken Kızılırmak üzerinden geçmek gerekir, köprü yoktur. Buz asvalt gibidir. Üzerinden yürürler. Derken buz çöker ve ırmağa düşerler. Güç belâ kurtulurlar. Bunun üzerine kızılırmak’tan beyaz kömür elde edilmesini işler. Üzerine köprü kurarak Türkiye’nin bayındırlık sorununa egilir. Bunları yaparken de ondan öcünü alır, hınçla söyler:
Üzerine köprü kursam
Arzun yerine getirsem
Seni Cehenneme sürsem
Kızılırmak seni seni
Elbirliğiyle yurdun yaralarının sarılmasından yana olan Veysel, buhrandan kurtulmanın yolunun da “çalışmak” olduğunu işaret eder:
Çalışalım kurtulalım buhrandan
Nedir senlik benlik usandık candan Irkımız neslimiz aynı bir kandan
Yurdan yaraların saralım kardaş.
Anadolu’nun yoğurduğu bu koca ozan Atatürk devriminin başlattığı ulusal sürecin de ayrımındadır kendisine gelinceye dek halk ozanlarının pek işlemediği Türkçülük duygusu, temi Veysel de zamanının gereği olarak ele alınmıştır. Aslında ozan gerçek ozan çağının olaylarına sırtını dönmeyendir. Veysel’de Cumhuriyetimizin yüzyılımızda kazandığı değerleri, karşılaştığı güçlükleri de görür. Menemen ayaklanmasıyla, Şeyh Sait isyanıyla, Cumhuriyetin ilânıyla, Halkevleriyle, Köy Enstitüleriyle; eğitim öğretim devrimiyle, demiryollarıyla, fabrikalarıyla…
… İftihar ettiğim büyük muradım
Türkoğluyum temiz Türk’tür ecdadım
Şehit ismi yazılsaydı soyadım
Kanım ile mezarımın taşına
“Olaydım Cepede Kahraman Asker” şiirinden
“Hepimiz Bu Yurdun Evlâdıyız” diyen ozan ulusal birliği vurgular:
Hedef alıp dövüştüğün kardaşın
Seni yaralıyor attığın taşın
Topluma zararlı yersiz savaşın
Hepimiz bu yurdun evlâtlarıyız
Bu dörtlükte de, iç kavganın gereksizliğine, siyasi çıkarlara, kaba kuvvete başvurmayı kınıyor. Çünkü Veysel, barış, halk, hak, toprak-üretim, bilim, eğitim ozanıdır.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .