28.Ahilik Kutlamaları nedeniyle Ahi Bayramı ve Demokratik Ahlâk

28.Ahilik Kutlamaları nedeniyle Ahi Bayramı ve Demokratik Ahlâk

12.05.2015

Ahiliğin kurumlaştığı ve Osmanlıya kurucu felsefe İtibariyle kaynaklık teşkil ettiği dönemlerde de insan ve ahlâk vardı. Selçuklu’ da da. Türkiye Cumhuriyeti’nin seksen yıllık tarihinde de insan ve ahlâk, iş ve üretim, tüketim, yoğaltım vardır. Ahlâk ve insan, üretim, tüketim hiçbir dönemde değişmemiştir. Kavram olarak vardır. İşlev, yapı, araç, bölüşüm üretim araçları elbette değişmiştir. Ama cevher […]

Ahiliğin kurumlaştığı ve Osmanlıya kurucu felsefe İtibariyle kaynaklık teşkil ettiği dönemlerde de insan ve ahlâk vardı. Selçuklu’ da da. Türkiye Cumhuriyeti’nin seksen
yıllık tarihinde de insan ve ahlâk, iş ve üretim, tüketim, yoğaltım vardır. Ahlâk ve insan, üretim, tüketim hiçbir dönemde değişmemiştir.
Kavram olarak vardır. İşlev, yapı, araç, bölüşüm üretim araçları elbette değişmiştir. Ama cevher aynı kalmıştır. Boyutlar çoğalmıştır. Sorumluluklar, yükümlülükler, para politikaları, dil –kültür sorunları gelişim – değişim göstermiştir. Ekonomik yapı çok boyutlu olarak gelmiştir.
Bankacılık, sigortacılık, sanayileşme, ulaşım, ticaret, dış satım – iç satım,
dış alım, dış borç, iç borç, kredi, faiz, talan yağma, yolsuzluk başını alıp gitmiştir.
Yunus Emre’ nin
‘’Gitti beyler mürveti
Binmişler birer atı
Yediği yoksul eti – içtiği kan olmuştur’’ diye vasıflandırdığı Moğol İstilacılarının, Anadolu feodallerinin atını yerini, bugünlerin banka soyguncuları, Jaguarları, yüz, iki yüz, üç yüz milyarlık kurşun geçirmez arabaları almıştır. Ama yoksul eti yiyenler yine vardır. Tüysüz çocukları, bu ülkenin bireylerini milyonlarca batıranlar yoksul eti yemeye devam etmişlerdir. Örtülü ödenekken milyarlarca giderek milyonlarca lirayı cebe indiren başkanlar, katrilyonları iç eden metropol belediye başkanları, 250 Kg. altını, inanılmaz servetin kaynağını izah edemeyen devlet yöneticileri, millet soyguncuları bin sayfalık kitapta dahi anlatılmaz. Bunların halen yönetime talip olmaları alışılır değil. Politik ahlâksızlığı Ahi – Bektaşi ahlâkının gücüyle düzeltme yerine yeni prensip ve yön temlerle talan mekanizmasını yeniden inşa etmeye çalışanlara ne demeli?
Tepeden tırnağa gerçek milliyetçi, gerçek Atatürkçü şair Fazıl Hüsnü Dağlarca’nm “Örtülü Ödenek” şiirini konumuzla ilgisi bakımından alıyorum:
Bu günün alçaklarına bakarken
Suçtur
Dünün alçaklarına sövmek
Bugünkü satılmışlarla yaşarken
Suçtur
Dünkü satılmışlarla uğraşmak.
Bugünkü açlığı görürken
Suçtur dünkü açlığı yazmak.
Bu günün alçaklarını sezerken
Suçtur
Dünkü alçakları anlatmak.
(Devrim gazetesi, Ağrı Dağı Bildirisi, 1977, s. 34)
Şair, Cumhuriyet döneminin yolsuzluklarının birbirine ulanarak sürüp gittiğini vurguluyor. Talan ekonomisi, yolsuzluk demokrasisi! Ahi ahlakını sürdürebilseydik, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki demokrasinin temel ilkelerini bireysel ve toplumsal açıdan yaşatabilseydik bu durum farklı olacaktı. Ahi felsefesi, ahlâk, ideal, iş ve üretim esasına dayanıyordu. Toplumcu bir tüketim esasını ilke edinmişti. Sömürü yoktu ve girişimci ruh korunuyor teşvik ediliyordu. Cumhuriyetin ilk yıllarındaki politika ahlâkı, iş ve sanayii geliştiremedik. Daha çok çalışma, daha çok üretim yerine kolayından, kamusal kaynaklan hortumla- yarak, hâzineden çalarak geçinmenin ve köşe dönmenin yollan teşvik edildi. İş ve banka adamları üretim yerine hâzineyi soymaya yöneldiler. Her genel veya yerel seçimde kaynağı açıklanmayan milyonlarca dolarlık harcamalar yapıldı. Demokrasi üç temele dayandırıldı: Yalan, kapitalize güçler, kaytarmacılık.
Ahi ahlakının yüceliği, yapıcılığı, yaratıcılığı, kalıcılığı konusunda gene Cumhuriyet devrimi ozanlarından Ceyhun Atuf Kansu şunları yazmaktadır: “…Halkçı düzesi, tarihsel ve ulusal köklerine bağlamak isteyenler, bu Ahiler Ankara’sını incelemek, tanımak, sevmek zorundadırlar. Ahilik, İslâmlığı bir Türk gizemciliği ve ekonomik örgütlenme içinde birleştiren halkçı bir yaşama yoludur. Kendilerine “Fütuvvet ehli” adı verilen Ahilerin yaşama ilkeleri şunlardır:
7- Dünya yaşayışına bağlanmak,
8- El emeğini, çalışmayı kutsal bir yaşama ilkesi haline getirmek,
9- Herkesin bir iş yaparak Ahi topluluğu içinde yer alması,
10- Bütün insanlara karsı sevgi ve yardım,
11- Kardeşlik dayanışması içinde; askerleri, emekçileri, esnafı birleştirmek,
12- Halkçı bir düzen içinde egemen, sömürücü güçlere karşı çalışan, üreten halkın çıkarlarını savunmak.
Ahilik öğretisinin kaynağı Medrese değildi kardeşliğe ve işe dayanan halk okullarıydı. (Atatürkçü Olmak, 1977, s.152-153) Cumhuriyet döneminin devrimci-yaratıcı iş okulları olan Köy Enstitülerinin benzeri Ahi örgütleridir. Ahi ocaklarıdır. Her ikisi de iş ahlâkını ilke edinmiştir. Amaç üretimdir. Doğayı, toplumla birlikte değiştirmektir.
Halk Evleri, Halk Odaları dayanışma, yetenek geliştirme, eğitim-iş açısından Ahi Birliklerini anımsatır. Ahilik 12. yy. Anadolu’sunda demokratik ve lâik toplum düzenini amaçlayan oluşumdur. Kendi de lâiktir. Prof. Dr. Neşet Çağatay’ın sözüyle “öz-beöz Türk kurumudur.” Ahilerin bağımsızlık ve özgürlük ilkeleri Türk ulusunun yaşattığı değerlerdendir. Moğol istilasında Ahiler bağımsızlık ateşini diri tutmuşlardır. Milis kuvvetler oluşturarak bağımsızlığı savunmuşlardır. İlk kadınlar örgütünü Bâcıyan-ı Rûm’u Ahiler kurmuştur. Ahiler, sosyal güvenlik kurumlarının, sendikal birliklerin, toplumsal imece dayanışmasının öncüsü olmuşlardır. Şimdiki “işçi konfederasyonlarının” adı Ahilikte, “Ahi Birlikleridir.” Orta Sandıkları ile borçsuz ve sosyal güvenlik içerisinde yaşamanın yolunu bulmuşlardır. Yani ekonomik hayatta da tam bağımsızlık Ahiliğin ilkesidir. Atatürk’ün tam bağımsızlık ilkesi Ahilik kurumanda dönemin koşullarına göre vardır. Ahilik ve Atatürkçülük “emek insan” eksenini esas bilir.
Ahi örgütleri bu yönleriyle ulusal gelenekleri koruyan bir iş eğitim okulu görevini de yükleniyorlardı. Ahiler, Türkmenleri toprağa bağlıyorlardı. Türklere üç büyük sorun karşısında direnme gücü aşılıyorlardı: Yoksulluk, haksızlık, ölüm! (Kansu, Anadolu Halk Tarihinde Yunus Emre Türk Dili, 1 Eylül 1977) Radi Fiş’in“Ben de Hallimce Bedreddinem” adlı eserinde Ahi Şeyhi şöyle der: “… Çünkü…Bir şey vermeden bir şey alınmaz, Kemal Kardeş. Usulca da yineledi:
– Bir şey vermeden, bir şey alınmaz!
“Köylerde şiş karınlı çocuklar, incecik çarpık bacaklarıyla ürkütülmüş sıçanlar gibi kaçışıyorlardı. Çapulcular, çeteler kentlere göz açtırmıyorlardı.Yalnızca esnafların kardeşçe birliği olan Ahi örgütlerinin bulunduğu yerlerde iyi kötü bir düzen görülüyordu. Ahi Şeyhi sonunda alabildiğine incelikli bir sistemle:Ahilik prensiplerini sistematize etmiştir.
12.05.2015
Adil Gülvahaboğlu



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .