19 MAYIS ULUSAL BAŞKALDIRI (X)

19 MAYIS ULUSAL BAŞKALDIRI (X)

18.05.2016

19 Mayıs Çanakkale Zaferi’nin devamı, Kurtuluş Harbi’nin başlangıcıdır. 19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal’in önderliğinde bir başkaldırı hareketinin adıdır. Ulusal bağımsızlığa, ulusal egemenlik devrimine, Türk aydınlanma hareketine giden bir yolun başlangıcıdır . Uzun bir yolculuğun kararlı ve güvenli bir şekilde devamıdır. Bu yolun yolcuları hiçbir zaman yorulmadılar. Duraksamadılar. Kararsızlığa, ümitsizliğe düşmediler. Birbirini izleyen sorunların çözümüne genç […]

19 Mayıs Çanakkale Zaferi’nin devamı, Kurtuluş Harbi’nin başlangıcıdır.
19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal’in önderliğinde bir başkaldırı hareketinin adıdır. Ulusal bağımsızlığa, ulusal egemenlik devrimine, Türk aydınlanma hareketine giden bir yolun başlangıcıdır . Uzun bir yolculuğun kararlı ve güvenli bir şekilde devamıdır. Bu yolun yolcuları hiçbir zaman yorulmadılar. Duraksamadılar. Kararsızlığa, ümitsizliğe düşmediler. Birbirini izleyen sorunların çözümüne genç yaşta başladılar ve genç öldüler! Fikirleriyle, beyinleriyle, akıllarıyla, yaratılışlarıyla her zaman genç kaldılar. Ve yaşıyorlar!
“Dünyada her şey için, uygarlık için, başarı için,maddiyat için, maneviyat için,en gerçek yol gösterici kılavuz bilimdir, fendir, bilimin ve fennin dışında kılavuz aramak gaflettir, delalettir, cehalettir. İlkesini benimseyerek dünyaya yeni bir yön veren, bağımsızlık savaşlarının öncülüğüne, bilim ve akıl çağına, demokrasi ve barış ortamına damgasını vuran Atatürk ve arkadaşları Samsun’a çıktıklarında genç yaştadırlar.
“Samsun’a çıktığı 3.Ordu Karargâh Heyeti’nde en yaşlısı Mustafa Kemal’dir. 38’ini sürdürmektedir. Anafartalar harikasını yarattığı zaman gencecik Mustafa Kemal daha 35’indedir. Mücadele arkadaşları Kazım Karabekir Paşa 37, İsmet Paşa 37, Ali Fuat Paşa 38, Fahrettin Altay 41, Fevzi Paşa 46 yaşındaydı.’’(1)
Sakarya’nın, Çanakkale’nin,Büyük Taarruz’un şehitleri ve gazileri büyük çoğunlukla 16-17-18 yaşlarında gencecik kahramanlardır. Kayseri Lisesi’nin, İstanbul Erkek Lisesi’nin öğrencilerinin çoğu Çanakkale’de şehit olmuştur!
“Ya, İstiklâl ya ölüm!”, parolasının Kuvay-ı Milliye Ruhu’nun kalem kahramanları, bu ruhu bugünlere ulaştıran ve böylece hepimizin ulusal kültüründe Atatürk milliyetçiliğinde katkısı bulunan, başka bir deyimle, toplumumuzu bu alanda fikren yetiştiren yazar grubu da öyle değil midir? Savaş yıllarında Yunus Nadi, henüz 40 yaşında, Yahya Kemal 35,Velit Ebüzziya 35, Halide Edip 36, Suphi Nuri 32 Yakup Kadri 30, Falih Rıfkı 25, Ruşen Eşref 28, Kemalettin Kamu ise daha 19’unda (2) Bağımsızlık Savaş’ımızın kalem mücahitleridir.
Mustafa Necati, Vasıf Çınar, Dr. Reşit Galip Atatürk Cumhuriyeti’nin genç yaşta ölen eğitim bakanlarıdır. Mustafa Necati, Yeni Türk Alfabesi’nin mimarıdır.Vasıf Çınar, devrimimizin temel yasası sayılan Tevhid-i Tedbirat Kanunu’nu hazırlayandır. Dr. Reşit Galip ise 1933 Üniversite Reformu’nu hazırlayandır. Bu ünlü kişiler sırasıyla 35,39,34 yaşlarında dünyadan göç etmişlerdir.
Atatürk, havacılık konusunda uzman bir general’e (o zamana göre çok genç)
“Şemdi oğlum, sana bir öğütte bulunacağım. Hayatta başarılı olmak istiyorsan,ben gencim diyene elini uzat! Her zaman gençleri sev ve koru, onlara güven, daima gençlerle çalış. “Ben yaşlandım” diyenlerden uzaklaş. Eğer ben başarılı oldu isem, başlıca sebebi budur. Ben,ömür boyu hep gençleri sevdim.Her zaman gençlerle iş birliği yaptım.Sen de öyle yap olur mu?!!(3)
Mustafa Kemal’in kararında ve inancında bu gençlik olgusunun etkisi ve enerjisi oldukça büyüktür. Ama onu asıl genç kılan güç Türk Ulusu’nun bağımsızlık aşkı ve ona olan sonsuz güveniydi. Bu inançla Ordu müfettişliği görevini Ulusal Kurtuluş Hareketi’ne çevirmiştir. Bir büyük Türk Devrimini, Türk Rönesansını başarmıştır. Samsun, Havza, Amasya, Erzurum, Sivas, Kayseri, Hacıbektaş, Kırşehir, Ankara, yolculuğundaki başarı kaydeden kilometre taşlarından hep bu ölümsüz inanç tazeliği vardır: Kırşehirililer bu süreçte Atasının yanında olmuş ve büyük destek vermiştir.
Bağımsız bir ulus olarak hep yeniye, ileriye koşmak yararlıyı, bilimseli bulmak ve hayata uygulamak. Halkımızın tümünün mutluluğunu amaç bilmek. Ulusal Egemenlik Devrimi’ni 1920 de gerçekleştiren güç 1923’te aydınlanma Devrimi’ni bu “yenilik vadisinde durmayan” dehanın asıl dayanağı dehanın asıl dayanağı bu temel yapı yani,Türk Ulusu’ydu. Bunun için de tüm başarılarını ulusa mal etmiştir.
“Gençliği yetiştiriniz. Onlara bilim ve kültürün pozitif fikirlerini veriniz. Geleceğin aydınlığına onlarla kavuşacaksınız.Hür fikirler uygulama alanına konulduğunda Türk Milleti yükselecektir. Gençler, Vatanın bütün umut ve geleceği size genç kuşakların anlayış ve enerjisine bağlanmıştır. Bizim halkımız çok temiz kalpli, çok asil ruhlu, ilerlemeye çok yetenekli bir halktır….(4)
Halkımızı ve gençliğimizi birbirinden koparmaya çalışanlar her zaman mevcut olmuşlardır. Ama buna muvaffak olamayacaklardır. Bugün Atatürk’ün, lâik ve demokratik Cumhuriyetimiz’in de ulusal birliğimizin de iki büyük örgütlü düşmanı vardır:
1) Bölücü terör örgütler, 2) Şeriatçı terör örgütleri, Bunlar zaman zaman ittifak etmektedirler. Hatta ikinci devleti içten kuşatmıştır. Türkiyemizi, İran cehennemine, Suudi Arabistan tutsaklığına çevirmek istemektedirler.Bölünmüş Türkiye’de amaçlarına kolay ulaşacakları için bu bağlamda da ittifaklarını sürdürmektedirler. Mel’un amaçlarına ulaşmak için Rum’la, Ermeni’yle, İranlı, Iraklı, Suriye’liyle de zaman zaman ittifak etmektedirler. Şimdilerde de IŞIT denilen tarihin en vahşi terör örgütüyle!…
Cumhuriyetimizin nimetleriyle beslenip O’nu yıkmaya çalışan bunlara karşı gençliğin, aydınların (gerçek aydınların) öğretmenlerin,vatansever siyasi partilerin, işçi örgütlerinin, üniversitelerin son derece uyanık ve sistematik çalışma programları yürütmeleri gerekmektedir.15.Milli Eğitim şurası’nda baskın gelen anlayış Türkiye Cumhuriyeti’ni Eğitim yoluyla şeriat devletine çevirmektir. Tehlikenin ayak sesleri ortadadır. Gümüşhane Baro Başkanı’nı katleden, Anıtkabir’de resmi törene saldıran, daha dün Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’e yapılan saldırı bu aşağılık mahlûkların cüretinin ne denli yüksek boyutlara ulaştığını göstermiyor mu? Günümüzde canlı bomba eylemleri, Güneydoğu’da 3 ayda 500 şehit Bunların amacı Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Halkımızın inanç ve ibadet özgürlüğüyle, fikir ve düşünce, anlatım özgürlüğüyle, birlikle, beraberlikle, laik ve demokratik Cumhuriyet çatısı altında nice 19 Mayıslara doğru… Ama 19 Mayıslara saldıran siyasi iktidarları ne yapmalı?
1)Atatürk’ün Gençlik konusuna bakışı, Burhan Göksel, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Mart 1986,s:470
2)Burhan Göksel, adı geçen yazı, s.:472—473
3)Burhan Göksel, adı geçen yazı, s.478
4)Atatürk ve Gençlik, Prof. Dr. Nurettin Tarakçıoğlu, Atatürk Haftası Armağanı,1986, s. :34-39 GENEL: Milli Mücadele Başlarında Mustafa Kemal, Tahsin Ünal,Türk Kültürü dergisi,Kasım 1968, s.5-50 arası.
Atatürkçü Düşünce, Adil Gülvahaboğlu, Ağustos 1990,
Atatürkçü Düşüncede Gençlik Fikri,s.:169—177
(x)Yazarın ‘’Edebiyat Penceresi’’adlı eserinden

19 Mayıs 1919 ruhu

Bugün tüm yurtta olduğu gibi Kırşehir’de de milletçe kurtuluş meşalesinin yakıldığı günün kutlamalarını izleyip yaşayacağız. Geçmiş yıllarda olduğu gibi yapılmasa da, 19 Mayıs ruhu milletimizin kalplerinde yaşamaktadır.
Osmanlı Devleti emperyalist güçler tarafından işgal edilmiş tarih sahnesinden silinmiş ve sömürge haline getirilmiştir. Bitmiş tükenmiş imparatorluğun küllerinden TÜRKİYE CUMHURİYETİ doğmuştur.
Kurtuluşun şimşeği 19 MAYIS 1919 günü Samsun’da çakmıştır.
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk devrimin başlangıç ateşini buradan yakmıştır.
Özgürlükten, tam bağımsızlıktan yana olan Cumhuriyetimizin kurulması için; azimle, cesaretle, yüce ideallerle, şevkle, heyecanla, bitmek tükenmek bilmeyen inançla ilk adım atılmıştır.
Anılan bu hareket emperyalist işgal güçlerine karşı bir başkaldırı, bir direniştir. Yeni bir ulusun doğuşunun habercisidir. Ümmetten MİLLET’ e geçişin ulusal onurun kazanılmasının ilk yürüyüşüdür. Yirminci yüzyılın en büyük toplumsal, kültürel ve siyasal dönüşümünün göstergesidir. Bir kişisel destanın değil toplumsal, emperyalizme karşı mücadelenin simgesidir. Kişisel ikbale bağlı olmayan, boyun eğmeyi reddeden ulusal iradenin öyküsüdür. Bir ırkın bir mezhebin, bir kabilenin diğerlerine egemenliğinin değil toplumsal dayanışmanın Cumhuriyetle taçlandığı sürecin başlangıç noktasıdır.
Devrim liderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün yaktığı bu kurtuluş meşalesi hiç sönmemiş bu ışık yapılan çalışmalar ve kongrelerle birlikte Anadolu’muza bir uçtan diğer uca kadar yayılmış dağlarında, taşlarında, ovalarında, köylerinde ve kentlerinde yankılanmış halkımızın umudu kurtuluşa giden ülküsü bayrağı olmuştur.
Ulusumuzun birlik ve beraberlik içerisinde bu cesur kararlı duruşu, çabası, amansız mücadelesi toplumun maddi ve manevi bütün alanlarında başarılı olmuş Cumhuriyetimizin kurulması için gerekli olan kırılmaz, bükülmez temel yapı taşları oluşmuştur.
23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da TBMM açılmış bağımsızlık savaşı başlamış, 30 Ağustos 1922 günü düşman orduları yenilmiş, “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri” emri uyarınca 9 Eylül günü İzmir ele geçirilmiş savaş fiilen sona erdirilerek 29 Ekim 1923 günü Cumhuriyetimiz ilan edilmiştir.
19 Mayıs 1919 günü Atatürk’ü anma gençlik ve Spor Bayramı olarak kabul edilmiş, Milli bayramlarımızın bayramı olan bu bayramımız,
23 Nisan 1920 tarihli Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızın,
30 Ağustos 1922 tarihli Zafer Bayramımızın,
29 Ekim 1923 tarihli Cumhuriyet Bayramımızın ilanına ve yüce ulusumuza armağan edilmesine vesile olmuştur.
Atalarımızın bize emanet ettiği bu kutsal vatanımızı, Türkiye Cumhuriyetimizi, sonsuza kadar titizlikle canımız gibi, kanımız gibi korumak kollamak bilinç ve sorumluluğunda bulunduğumuzu görev kabul etmemiz o ruhla yaşamamız en doğru yaklaşım olur.
19 Mayıs 2016 günü kutladığımız, 19 Mayıs 1919 gençlik ve spor bayramı tüm ulusumuza kutlu olsun.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .