18 ŞUBAT 1990 SEÇİMİ KIRŞEHİR’E ŞEKER FABRİKASI KAZANDIRDI

18 ŞUBAT 1990 SEÇİMİ KIRŞEHİR’E ŞEKER FABRİKASI KAZANDIRDI

19.10.2015

Kırşehirlilerin büyük umutlarla 26 Mart 1989’da SHP (Sosyaldemokrat Halkçı Parti)’den Kırşehir Belediye Başkanı seçtikleri “Çerkez Yusuf”un oğullarından Mehmet Ali Yapıcı’nın altı ay geçmeden Ankara Hasandede yakınlarında geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu ağır yaralanması ve bir ay sonra çiçeği burnunda başkan iken hayattan ayrılması üzerine Yüksek Seçim Kurulu’nun yenilenmesine karar verdiği seçim 18 Şubat 1990 Pazar […]

Kırşehirlilerin büyük umutlarla 26 Mart 1989’da SHP (Sosyaldemokrat Halkçı Parti)’den Kırşehir Belediye Başkanı seçtikleri “Çerkez Yusuf”un oğullarından Mehmet Ali Yapıcı’nın altı ay geçmeden Ankara Hasandede yakınlarında geçirdiği talihsiz bir kaza sonucu ağır yaralanması ve bir ay sonra çiçeği burnunda başkan iken hayattan ayrılması üzerine Yüksek Seçim Kurulu’nun yenilenmesine karar verdiği seçim 18 Şubat 1990 Pazar günü yapılmış, iktidar partisinin seçimi alabilmek için devletin bütün imkânlarını seferber ettiği görülmemiş kampanya karşısında kazanan taraf oyu yüzde 3 azalmasına rağmen yine SHP olmuş ve Dr. Cahit Gürses babasının adını taşıyan Mehmet Ali Yapıcı’nın yerine Belediye Başkanı seçilmişti.
26 Mart 1989 seçiminde partiler aldıkları oy sıralamasında yerlerini korumuşlardı. SHP 26 Mart’ta aldığı 9.661 oyu 9.764’e çıkarmıştı. Oy tablosunda en farklı sonucu ANAP elde etmiş, oy patlaması yaşayarak oyunu yüzde 272 artışla 2.881’den 7.828’e yükseltmişti. MÇP geleneksel oylarını korurken RP’nin oyları 2.037’den 2.481’e çıkmış, DYP’nin oyları ise erircesine 4.168’den 1.311’de düşmüştü. DSP de oylarını 1.316’dan 990’a düşürmüştü.
18 ŞUBAT SEÇİMİ ANAP’I ERKEN SEÇİME ZORLAYACAKTI
Ancak iktidarda olmasına rağmen 26 Mart 1989 seçimlerinden dördüncü parti olarak yenik çıkan ANAP iktidarına muhalefetin iyi bir ders vermesi için bundan büyük fırsat olamazdı. Turgut Özal’ın cumhurbaşkanı olunca başbakanlık koltuğunu Yıldırım Akbulut’a emanet etmesinden sonra ANAP artık umut olmaktan çıkmıştı. Nazlı Ilıcak 17 Şubat 1990 tarihli Tercüman’daki köşesinde durumu “Türkiye’de en ufak bir birimdeki seçimin bile genel seçim havasına bürünmesinin sebebi siyasî istikrarsızlıktır. Hükûmet 26 Mart’ta kaybettiği desteği ufak beldelerden aldığı oylarla telâfi etmeye uğraşıyor. Tabiî meseleye bu açıdan bakınca Kırşehir büyük önem taşıyor. Çünkü 26 Mart’tan sonra ilk defa yarış kasaba seviyesini aşarak bir ilde yapılıyor” şeklinde değerlendirmişti.
Nazlı Ilıcak bu değerlendirmeyi yaparken Yıldırım Akbulut’la ilgili hoş bir fıkrayı da anlatıyordu:
Akbulut Bakanlar Kurulu toplantısından çıkacak. Ön kapıda gazeteciler var. “Aman, onlara yakalanmayalım. Arka kapıdan çıkalım” diyor. Kendisini arka kapıda da tehlikeli köpekler bulunduğu hususunda uyarmak istiyorlar: “Arkadan çıkarsak orada da dobermanlar bekliyor.” Akbulut merakla soruyor: “Bu Almanlar da nereden gelmiş!”
Ve Ilıcak fıkraya şunları ekliyor:
“Bize göre Akbulut bu gibi hikâyelere müstahak değil. Zekâsı veyahut bilgisinde bu derece alaya alınabilecek bir noksanlık bulunduğuna inanmıyoruz. Ama kamuoyu kendisine rağmen oluşturulan bu hükûmetten ve tâyinle gelen hükûmetin başından âdeta öç alıyor. Uydurulan hikâyeler bir nevi protesto, pasif direniş… Bu arada Yıldırım Akbulut harcanıyor.”
BAŞBAKAN AKBULUT ŞEKER FABRİKASININ TEMELİNİ ATTI
Bütün bunlar bir yana 25 yıl önceki 18 Şubat 1990 seçiminde iktidar partisinin adayına oy vermemesine ve yine muhalefeti tercih etmesine rağmen kârlı çıkan Kırşehir olmuştu. Muhaliflerinin ne kadar Karadeniz fıkrası varsa hepsini adapte ederek yüklendikleri ve küçük düşürmeye çalıştıkları Başbakan Yıldırım Akbulut seçimi kazanarak siyasî geleceğini kurtarmak adına Kırşehir’e en büyük iyiliği yapmış, bugün Petlas gibi yüzlerce kişinin iş ve aş kapısı haline gelen Kırşehir Şeker Fabrikası’nın temelini atmıştı. Akbulut yaptığı konuşmada “Biz Kırşehir’in geçmişteki talihsizliğini yeneceğiz. İlk adım olarak Kırşehir’in kaderini değiştirecek fabrikalar zincirinin Petlas’tan sonra ikinci halkası olan Şeker Fabrikası’nın temelini atıyoruz” demişti.
Yüksek tansiyona rağmen hiçbir olaya meydan verilmeden muhteşem bir düğün havasında birlik ve beraberlik içinde yapılan 18 Şubat 1990 seçimlerinde ilk olarak 21 sandığın açılmasıyla Dr. Cahit Gürses başkanlığı kazandığını ilân etmişti. Gürses daha başkanlık koltuğuna oturmadan Ankara Caddesi’ndeki evinde eşi Nurten Hanım ve iki çocuğuyla birlikte “V” (Victory=Zafer) işareti vererek yaptığı açıklamada Kırşehir’in sorunlarının büyük olduğu belirterek “Ben dört yıl için Belediye Başkanı seçildim. Kırşehir’in çok büyük bir imar sorunu vardır. Bu sorunu dört yıl içinde çözemem. Dört yıl sonra Belediye Başkanlığı’na yeniden aday olacağımı şimdiden açıklıyorum. Göreve başladıktan sonra ilk işim Kırşehir’i çamurdan kurtarmak olacaktır” diyerek siyasete devam edeceğinin ilk sinyalini vermişti.
“ZAFERDE FATMA GİRİK BÜYÜK ROL OYNADI”
“Günaydın” gazetesinin 20 Şubat 1990 günü “İki milyar borçla koltuğa oturdu” başlığı altında verdiği haber de şöyleydi:
“Kırşehir’in yeni Belediye Başkanı Cahit Gürses seçimleri kazanmaktan dolayı çok mutlu olduğunu belirterek ‘Kırşehir halkı ile bütünleşeceğiz. Alt yapı, üst yapı, yeşil alan, çocuk parkı, dinlenme ve eğlence tesisleri, içme suyu ve çevre sağlığına önem verirken Orta Anadolu modern bir şehir görecektir’ dedi.”
“Sosyal demokrat bir belediyeciliğin hizmetlerini sonuna kadar sürdüreceklerini vurgulayan Gürses ‘Biraz borcumuz var, ama önemli değil. Her belediyenin borcu bulunuyor. Akbulut hükûmetinin bile uçan kuşa borcu var. Belediyemizin yatırım borcu olarak İller Bankası’na iki milyar lira borcu var. İşçi ve memurlara olan borcumuzu bugün vereceğiz. Borçlarımızı sonuna kadar ödeyeceğiz’ diye konuştu.”
18 Şubat 1990 seçimlerinin sonuçları elbette iktidar ve muhalefet çevrelerinde de geniş yankılar uyandırmıştı. Siyasî partilerin il başkanları seçim sonuçlarını şöyle değerlendirdiler: Sabri Yavuz (CHP): “Partimizin zaferinde Şişli Belediye Başkanı Fatma Girik’in büyük rolü ve katkısı vardır. İstanbul’dan Kırşehir’e gelip ev ev dolaşarak kadın seçmenlerimizin gönlünü kazandı. Eğer gelmeseydi ne olurdu? Seçimi kaybeder miydik? Bu konuda yorum yapmak zor, ama partimizin zaferinde büyük katkısı olduğu açıktır.”
Muzaffer Tekeli (ANAP): “Partimiz bu seçimlerde oylarını yüzde 300 oranında arttırmıştır. Bizim için bu büyük bir zaferdir. Hiçbir parti oyunu arttıramamıştır. Bütün partilerde 26 Mart seçimlerine göre düşüş vardır. DYP bu seçimde silinmiştir. Biz verdiğimiz sözleri tutacağız. Şeker Fabrikası’nı süresi içinde bitireceğiz.”
Turgut Çetintürk (DYP): Seçim önceki ‘DYP MÇP’yi destekliyor. MÇP ile anlaştılar’ sloganı sonucu büyük oy kaybına uğradık. Bizim oylarımız ANAP’a gitti. Çünkü DYP’nin MÇP’yi desteklediği sloganı ile seçmenimiz ANAP’a yöneldi.”
MÇP’nin adayı Nail Çalışkan da seçim sonucunu değerlendirirken “Büyük oyunlara rağmen ANAP partimizi bölememiştir. Bütün MÇP’liler tek yumruk halindedir ve bunu da sandıkta göstermiştir” şeklinde konuştu.
“BU OYLAR ANAP’IN CENAZESİNE SERPİLMİŞ SUDUR”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen ile Kırşehir’den dönüşünde uçakta şampanya patlatarak seçim zaferini kutlayan Fatma Girik “Partimin verdiği görevi yaptım. Katkım olduysa çok mutluyum. Kırşehir’deki seçim sonucu SHP’ye güvenin devam ettiğini göstermiştir. Bir erken seçim yapılırsa seçimi kesin kazanırız. Hükûmet işe adam almamızı bile kısıtlıyor. Bunca baskı yapıyor. Halk bunları görüyor. Kırşehir’de dolaşırken bütün ANAP’lı bakanlar oradaydı. Bir sürü sözler, vaatler veriyorlardı. Kırşehirliler bunlara kanmadı. Artık baskıyla, boş vaatlerle halkı kandıramayacaklarını anladılar” dedi.
Kırşehir seçiminin sonucunu değerlendiren SHP Genel Başkanı Erdal İnönü “ANAP’ın “şaşkınlık ve hayal kırıklığı”na uğradığını belirterek “Kırşehirliler iktidar partisine unutamayacakları bir ders vermişlerdir. Her türlü oyuna ve tatlı vaatlere karşı Kırşehirliler inançları doğrultusunda oy kullanmışlardır” dedi. Vatandaşın erken seçim isteğini açıkça ortaya koyduğunu ifade eden İnönü Başbakan Akbulut’a “Birlik ve beraberliğin yolu erken seçimden geçer. Buyurun anlaşmaya” çağrısında bulundu.
SEÇİM SONUÇLARI ANAP GENEL MERKEZİ’NDE SEVİNÇ YARATTI
SHP’nin kazandığı Kırşehir Belediye Başkanlığı seçiminin sonuçları ANAP Genel Merkezi’nde ise büyük sevinç yarattı. Devlet Bakanı ve ANAP Seçim İşleri Başkanı İbrahim Özdemir “ANAP’ın oyları üç misli arttı. Bu seçim ANAP’ın her zaman iktidar olmanın alternatifi olduğunu ve ANAP’a ancak SHP’nin rakîp olduğunu gösterdi” dedi.
DYP Genel Başkan Yardımcısı Esat Kıratlıoğlu devletin tüm imkânlarını seferber etmesine rağmen ANAP’a Kırşehir’de “unutamayacağı” bir ders verildiğini belirtti. “Bu oylar ANAP’ın cenazesi üzerine serpilmiş bir sudur. Son seçimler Sokullu’nun deyişiyle bizim sakalımızı tıraş etmiştir. Oysa biz 26 Mart seçimleri ile ANAP’ı siyasî cenaze haline getirdik” diye konuştu.
DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit Kırşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini SHP’nin kazanmasının genelleştirilemeyeceğini söyledi ve “Ölen SHP’li Belediye Başkanı’nın anısına oyların SHP’ye verildiğini sanıyorum” dedi.
MÇP Genel Sekreteri Devlet Bahçeli Kırşehir seçmeninin yüzde 70’inin iktidarı ve icraatlarını tasvip etmediğini ortaya koyduğunu belirterek “ANAP’ın arttırdığını iddia ettiği oy ANAP felsefesinin tasvip edildiğinin işareti sayılmaz” dedi.
ANAP Kırşehir Milletvekili Kâzım Çağlayan da seçim sonuçları konusunda görüşlerini almak için kendisini arayan gazetecilere “Türk basını Kırşehir’in kaderiyle oynadı. Sizinle muhatap olmam. Satılmışlar” diyerek telefonu kapattı.
İLHAMİ SOYSAL: “KIRŞEHİR SİYASETTE KENDİNE ÖZGÜ İLDİR”
Seçimi takip eden günlerde ulusal basında Kırşehir için yazılanlar Türk siyasî tarihine büyük harflerle yazılacak değerdedir. Kırşehir muhabiri olarak Ankara’ya her gidişimde temsilcisi bulunduğu “Milliyet” gazetesinin o zaman Kızılay, Karanfil Sokak’ta bulunan bürosuna uğrayıp sohbet ettiğim, 1992 yılında trafik kazası sonucu henüz 64 yaşında iken kaybettiğimiz İlhami Soysal’ın 21 Şubat 1990 günlü “Milliyet”te yer alan yazısıyla köşe yazarlarımızın yazılarına başlarken İlhami ağabeyi saygıyla anıyorum. İlhami Soysal “Kırşehir Seçimi” başlıklı yazısında şunları yazmıştı:
“İlk söyleyeceğim şudur ki Kırşehir seçiminin sonucuna bakıp Türkiye genelinde sonuç çıkarmaya kalkışmak son derece yanlış bir iş olur. Türkiye’de iki, ya da üç il var ki bunların sonuçları kendilerine özgüdür. Bu illerin başında da Kırşehir gelir ve bunu Malatya ve Tunceli izler.
“Malatya, Isparta, Burdur gibi kimi illerin de seçimlerde özellikleri vardır, ama bunlardan hiçbiri Kırşehir’e benzemez.
“Malatya bir zamanlar İsmet Paşa’dan ötürü CHP’nin kalesi idi; ama gün gelmiş, bu kale düşmüştür. Tıpkı şimdilerde Turgut Özal’ın kalesi olmaya özendiği gibi… Isparta Bay Demirel’in kalesidir, ama bu kalede sürekli gedikler açılabilmiştir. Tıpkı Burdur’un Bay Fethi Çelikbaş’a uzun yıllar kalelik yapması gibi… Tunceli ise zaten az sayıda milletvekili çıkarabildiği için sürekli tek bir partiye oy getirir, başkalarına oy vermez. Maraş ise ülkemizin seçim tarihinde ilk kez bir seçim listesinde sıra başı olanları seçmeyip de daha alt sıralara konmuş adayları milletvekili çıkarmış tipik ve kendine özgü bir ildir.
“KIRŞEHİR HER SEÇİMDE EN DOĞRU OLANI YAPAR”
“Kırşehir’e gelince: Kırşehir ülkemizin çok partili demokrasi denemesine girdiği 1946’dan bu yana hemen her seçimde kendine özgü özellikler göstermiş, iktidar partileri ile boğazlaşmayı göze almış, her seçimde de seçmeni doğru bildiği yolda yürümüş bir ildir.
“Kırşehir Türk siyasî tarihinde basit çoğunluk sistemi ile seçim yapıldığı bir dönemde (1950 seçimleri) çıkardığı dört milletvekilini karma listelerle ikisi Demokrat Partisi, birisi Cumhuriyet Halk ve birisi de Millet Partisi’nden Osman Bölükbaşı olmak üzere üçe bölmeyi becermiştir. 1954 genel seçiminde Demokrat Parti ezici bir çoğunluk sağlamasına karşılık Türkiye’de ve TBMM’de sadece beş ilde (Malatya, Kars, Tunceli, Sinop, Kırşehir) seçimi yitirmiş, bu illerin dördünde Cumhuriyet Halk Partisi adayları milletvekili seçilirlerken Kırşehir’de de başta Osman Bölükbaşı beş Millet Partili milletvekili seçilmişti. (O seçimlerde Kırşehir’in nüfusu ve dolayısiyle milletvekili sayısı artmıştı.) Hemen bu seçimlerin ardından TBMM’de ezici bir çoğunluğa sahip Demokrat Partililer Kırşehir’i il olmaktan çıkarıp ilçe durumuna soktular. Siyasal hazımsızlığın en çarpıcı örneklerinden biri olan bu tutum Kırşehir’i yıldırdı mı? Elbette ki hayır. Demokrat Partililer üç yıl sonra yanlışlarını anlayıp Kırşehir’i yeniden il konumuna getirdiklerinde artık Kırşehirlilere iyi bir gözdağı verdikleri kanısındaydılar. Ama 1957 seçimlerinde bu kez bölündüğü ve nüfusu azaldığı için üç milletvekili çıkarabilecek bir düzeye indirilmiş Kırşehir bir kez daha bütün oylarını Millet Partili adaylara akıtarak üstelik de hapiste olan Osman Bölükbaşı’na dokunulmazlık sağlayıp siyasal bilinçliliklerini bir kez daha isbatladılar.
“Bütün bunlar bilindiğinde geçen Pazar günü yapılan Kırşehir Belediye Başkanlığı seçiminin sonuçlarına bakıp Türkiye genelinde bu sonuçlardan yorum çıkarmak olası değildir.”

ZİNCİRKIRAN: “SİYASAL HAYATIMIZDA KIRŞEHİR’İN YERİ BAŞKADIR”

Simavi kardeşlerden Haldun Simavi’nin “Hürriyet”ten ayrılıp renkli ve bol resimli “Günaydın” gazetesini -ne yazık ki artık yayınlanmıyor- çıkarmaya başlarken gazeteyi deneyimli ellerine teslim ettiği ünlü gazeteci Necati Zincirkıran da gazete Kıbrıslı iş adamı Asil Nadir’e geçtikten sonra 20 Şubat 1990 günü Kırşehir’le ilgili “Kırşehir’in başından geçenler” başlığı altında şu yazıyı kaleme almıştı:
“Kırşehir deyip geçmeyelim. Türkiye’nin siyasal hayatında Kırşehir’in bir başka yeri vardır.
“Şöyle gerilere doğru gidip 1950’li yılların ikinci yarısına bakarsak Kırşehirlilerin oylarına ne kadar inançlı ve kararlılık içinde sahip çıktıklarını görürüz. O zaman Kırşehir deyince Osman Bölükbaşı akla gelirdi.
“Bölükbaşı Türk siyasî hayatının renkli politikacılarından biriydi. Fransa’da matematik tahsil etmişti. Kırşehirli bir ailenin çocuğu idi. Önce Kandilli Rasathanesi’nde Fatin Hoca’nın yanında çalışmış, sonra 1950’li yıllarda Millet Partisi’nden Kırşehir milletvekili seçilmişti. Uzun boylu, konuşkan bir Anadolu politikacısıydı. Fakat çok da metodik! Müthiş bir belagati ve kürsü hâkimiyeti vardı, üstüne hazırcevaptı. Bölükbaşı’na lâf atan ağzının payını hemen, hem de birkaç katıyla alırdı.
“Adnan Menderes’in Demokrat Parti’sinin baş belâsıydı Osman Bölükbaşı. Osman bey kürsüye çıktığı zaman Başbakan Menderes salonu terk eder, TBMM’deki özel dinlenme odasından konuşmasını dinlerdi.
“Bölükbaşı kürsüye neredeyse bir insan boyu yüksekliğindeki dosya, doküman ve kitapla gelirdi. Ve gerektiğinde hiç vakit kaybetmeden lüzumlu olan belgeyi, ya da örneğini bulup çıkarır, herkesin önüne sererdi.
“İşte, DP iktidarının karşısında tek başına mücadele veren ve 1954 seçimlerinde de Kırşehir’de silme kazanan Osman Bölükbaşı için Adnan Menderes iyi bir şey (!) düşünmüştü. Kırşehir’i ilçe, onun yerine Nevşehir’i il yapacak ve böylece Osman Bölükbaşı’dan kurtulacaktı. Bu konuda özel bir kanun çıkarılmış, seçimlerden sonra 30 Haziran 1954’te Kırşehir ilçe olmuştu.
BAŞKAN GÜRSES GÜZEL İŞLER YAPTI, AMA…
“Tabiî bu sonuç Osman Bölükbaşı’yı iyice çıldırtmıştı. Bölükbaşı bir gün Meclis’te DP’lilere fena halde giydirmiş, “Zalimin uşakları” demişti. Bu sözünden dolayı da dokunulmazlığı kaldırılmış, hapse atılmıştı. Fakat bu antidemokratik davranış DP’nin itibarını sarsmıştı. 12 Haziran 1957’de Menderes Kırşehir’i yeniden il yaptı. Fakat Kırşehirliler yine de Menderes’in Demokrat Parti’sine oy vermedi. Bölükbaşı’nın CKMP’sine silme oy verdi. Osman bey de hapisten çıktı.
“Diyeceksiniz ki bu olayla önceki günkü Belediye Başkanlığı seçiminin ne alâkası var? ANAP iktidarı Kırşehir seçimine öylesine asıldı ki 15 bakan, 50’den fazla parti yöneticisi, bir sürü genel müdür ve bürokratla iki aydan bu yana şimdiye dek görülmemiş bir baskı altında tutuldu Kırşehir halkı. Ne vaatler, ne vaatler… Kırşehir’de üniversite açılacak, amatör spor kulüplerine yardım edilecek, seçimden bir gün sonra Petlas Lâstik Sanayii’ne işçi alınacak, ek telefon santralleri kurulacak, cadde ve sokaklar asfaltlanarak çamursuz hale getirilecek. Seçim öncesinde de sağlık ocakları açıldı, hastanelerin doktor ihtiyacı üç misline çıkarıldı. 24 Ocak’ta da şeker fabrikasının temeli atılmıştı. Yani ANAP devletin bütün imkânlarını bu seçimi almak için kullandı. Kırşehirliler yine de ANAP’a yeterince oy vermedi. DYP’nin geçen seçimdeki oyları bu kez ANAP’a kaydı, ANAP Kırşehir’de bu oylarla ikinci parti oldu.”
Kırşehir’e Petlas’tan sonra şeker fabrikası gibi dev bir tesis kazandıran 18 Şubat 1990 seçiminin öyküsü böyle… Peki, Mehmet Ali Yapıcı’nın yerine oturan Dr. Cahit Gürses beklenen hizmetleri verebildi mi? Yapmasına iyi işler yaptı ve Kırşehir’in çehresini değiştirecek güzel adımlar attı da insanlarla ilişkilerinde iyi not alamadı. Hizmetin yanında saygı ve iyi davranış bekleyen Kırşehirlileri fevrî davranışlarıyla kırdı, darılttı, küstürdü. Bir yazımda kendisini Pinokyo’ya benzettim diye beni bile mahkemeye vermekten çekinmedi. Sonunda Belediye Başkanlığı makamını altın tepsi içinde MHP’lilere teslim etti. Bildiğiniz gibi Gürses’in yerine gelen MHP’li Başkan da Kırşehir’in sekizbuçuk yılını heba ettikten sonra milletvekili seçilip kapağı Ankara’ya attı. Dört yıl da orada zaman geçirdi. Bir dört yıl daha yetki isteyecekken Allah’tan kaset olayı çıktı da meramına eremedi. Bize de son yirmibeş yıldan işte böyle negatif-pozitif tablolar çizmek kaldı.

18 Şubat 1990'daki Kırşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçimini SHP adayı Dr. Cahit Gürses'in kazanmasında en büyük rolü kuşkusuz ki Türk sinemasının ünlü ismi Fatma Girik oynadı. Şişli Belediye Başkanı olan Fatma Girik seçimden günler önce Kırşehir'e gelerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen'le birlikte Dr.  Cahit Gürses'e destek verdi. Dr. Cahit Gürses bu iki destekçisiyle Kırşehir içinde attığı turlarda büyük tezahürat toplamayı bildi. SHP'ye oy toplamak için ev ev dolaşarak kadın seçmenler üzerinde büyük etki yaratan Fatma Girik Dr. Cahit Gürses'in kazanması halinde Kırşehir'i “Kardeş Şehir” yapma vaadinde de bulundu. Resimde Dr. Cahit Gürses Nurettin Sözen ve Fatma Girik'le şehirde yaptığı propaganda turlarından birinde görülüyor

18 Şubat 1990’daki Kırşehir Belediye Başkanlığı yenileme seçimini SHP adayı Dr. Cahit Gürses’in kazanmasında en büyük rolü kuşkusuz ki Türk sinemasının ünlü ismi Fatma Girik oynadı. Şişli Belediye Başkanı olan Fatma Girik seçimden günler önce Kırşehir’e gelerek İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen’le birlikte Dr. Cahit Gürses’e destek verdi. Dr. Cahit Gürses bu iki destekçisiyle Kırşehir içinde attığı turlarda büyük tezahürat toplamayı bildi. SHP’ye oy toplamak için ev ev dolaşarak kadın seçmenler üzerinde büyük etki yaratan Fatma Girik Dr. Cahit Gürses’in kazanması halinde Kırşehir’i “Kardeş Şehir” yapma vaadinde de bulundu. Resimde Dr. Cahit Gürses Nurettin Sözen ve Fatma Girik’le şehirde yaptığı propaganda turlarından birinde görülüyor



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .