15 Temmuz darbe girişiminin birinci yılında…

15 Temmuz darbe girişiminin birinci yılında…

13.07.2017

Demokratik bir hukuk devletinin yöneticilerini zor ve şiddet yoluyla görevden uzaklaştırmaya kalkmak, kimsenin hakkı ve haddi değildir. Buna teşebbüs edenler, kim olurlarsa olsunlar, ister asker isterse sivil olsun fark etmez, onlara karşı çıkmak herkesin görevidir. Ülkemizdeki 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsüne karşı bu görev, darbe teşebbüsünün sorumluları dışında, toplumumuzun her kesimi tarafından yerine getirildi. […]

Demokratik bir hukuk devletinin yöneticilerini zor ve şiddet yoluyla görevden uzaklaştırmaya kalkmak, kimsenin hakkı ve haddi değildir.
Buna teşebbüs edenler, kim olurlarsa olsunlar, ister asker isterse sivil olsun fark etmez, onlara karşı çıkmak herkesin görevidir.
Ülkemizdeki 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsüne karşı bu görev, darbe teşebbüsünün sorumluları dışında, toplumumuzun her kesimi tarafından yerine getirildi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilen-edilmeyen siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları, gazeteler, televizyonlar, yayıncılar, akademisyenler, öğrenciler ve vatandaşlar bu hain teşebbüse karşı kesin bir tutum aldılar ve darbecilerin başarısızlığa uğramasına büyük katkı yaptılar.
Bu sonuç, Türk halkının demokratik rejime olan bağlılığının bir göstergesidir. Bu gerçeği, herkesin görmesi ve değerini bilmesi gerekir.
15 Temmuz 2016 tarihli bu ihanet, Fethullah Gülen cemaatinin bir darbe girişimiydi…
Fethullah Gülen denen bölücü hain ve yandaşları, tam 40 yıldır ülkemizde iktidara gelen her hükümetle işbirliği yaparak, devletin kalbine sızmışlar.
Bu hainlerin 15 Temmuz 2016 tarihindeki başarısız darbe girişiminden sonra AK Parti Hükümeti, Fethullah Gülen cemaatinin “FETÖ Terör Örgütü” olduğunu resmen ilân etti.
FETÖ, geçmişte kumpas operasyonlarla kendilerine karşı gördükleri kişi ya da kurumları hedef alarak onlara her türlü kötülüğü yaptı. Şerefli insanlara iftira attılar, onları hapislere attırdılar, intihar ettirdiler, yuvalarını yıktılar. Zenginleri ele geçirip, paralarını aldılar, mahvettiler.
Bu şerefsiz ve âdi Fethullah Gülen ve cemaatini aslında herkes biliyordu, ama bu kadar kalleş, bu kadar kahpece hareket edeceklerini kimse tahmin etmiyordu.
Geçen yıl 15 Temmuz’da bir felâketin eşiğinden döndük. Bu satılmışlar güruhu FETÖ, kan akıttı, şehitler verdik, yaşananların çok ağır etkileri oldu, aileler dağıldı, iftira ile görevlerinden uzaklaştırılanlar, atılanlar ve hatta intihar edenler oldu.
Ama Fethullah’ın sofrasında oturan, ona el pençe divan duran, adam yerine koyan, onlardan talimat alıp veren asıl suçlulardan bazıları, ne acı ki, cezaevi yerine dışarıda elini kolunu sallayarak dolaşıyorlar. Türk Milletini en çok kahreden ve endişelendiren de bu zaten.
Bu hain FETÖ’cüler, geçmiş yıllarda gazetemize abone olmak isteyenleri, ilân ve reklâm vermek isteyenleri engelliyorlardı. Kendilerine karşı çıktığımızı bildiklerinden hoşlanmazlardı bizden. Bizleri görünce ters ters bakıp, homurdanıyorlardı.
Hatta bunların Kırşehir’deki ele başlarından biri, 2009-2012 yılları arasında görev yapmış o dönemin Valisinin önüne bir toplantıda sandalye koyup oturacak kadar kendini güçlü görmüş ve bunu göstermekten de çekinmemişti de, o zaman bu FETÖ’cü şahsa neler söylemiştim neler! Ankara’daki o toplantıda ayakta kalan Belediye Başkanına ise ben yerimi vermek istemiştim de, kendisi bana teşekkür etmişti.
Şimdi bu şerefsizleri göremiyorum. Görsem en ağır sözleri yine çekinmeden söyleyeceğim ama şimdi hepsi çil cücüğü gibi dağıldılar.
Kırşehir’de yaşanan bu olumsuzluklara ses çıkarmayan, destekleyen, yardım ve yataklık yapan, hatta o zamanlar FETÖ’nün içine girip maddi veya manevi beklentilerle onlarla birlikte hareket eden, şimdi utanmadan hiçbir şey olmamış gibi FETÖ düşmanı kesilen kamu görevlisi, esnaf, tüccar, sivil toplum kuruluşu yöneticisi ve medyacı bozuntularına ne demeli!
Şimdi hatırlıyorum da hainler topluluğu FETÖ ülkemizde neler yapmışlar neler…
Sinsi ve kalleşçe ülkeyi 15 Temmuz darbe girişimine sürükleyerek Türkiye’yi Amerika’nın ve diğer dış güçlerin desteğiyle bölüp parçalamanın hesabını yapmışlar.
Atatürk’ün Meclisi’ni bombalayacak kadar gözü dönmüş, sivil halkı kurşunlayacak kadar aklını yitirmiş bölücü vatan hainleri, şerefsizler, satılmışlar Türk askeri-Türk subayı olamazlar. Atatürk’ün ordusunda böyleleri yoktur. Ben buna inanmam.
Bunlara hain denmez de nedir?
15 Temmuz 2016 tarihinde gece televizyonda yaşananları izlediğimde, her halde kâbus görüyorum dedim.
Tüm Türkiye’de olduğu gibi Kırşehir’de de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Meydanlara çıkın” çağrısıyla birlikte salâ sesleri altında Cacabey Meydanı’nda toplanmıştık o gece…
Türk Milleti’nin demokrasi aşkı, onların sayelerinde muhteşem bir markaya dönüştü.
Tabi lider faktörü de unutulmasın.
İşte lider…
İşte Recep Tayyip Erdoğan…
Milleti arkasına almış…
Demokrasi demiş, milli irade demiş…
Neticede, bu hain girişim engellenerek tüm dünyaya bir demokrasi dersi verilmiştir.
Hainler her halde şunu da öğrenmişlerdir:
“Arkasında halk desteği olmayan hiçbir hareket, başarıya ulaşamaz.”
36 yıl sonra Türkiye’yi dünyada tekrar darbe kelimesiyle birlikte anmayı sağladıkları için, hukuktan önce bu kahpeler gönüllerimizde mahkûm olmuşlardır.
Ancak bu hain FETÖ’cülerin yüce Türk adaleti önünde yargılanarak hak ettikleri cezayı almaları da hepimizin beklentisidir.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .